Muğla’ya yolculuk

Tarihi, mimarisi ve kültürüyle Anadolu’yu ciddi anlamda  deneyimlemek isteyen herkes, Muğla’nın tarihi şehir merkezinde  mutlaka bir gün geçirmeli.

Bir şehrin binaları, sokakları ve kültürü, oranın günümüzdeki sakinlerini yansıttığı kadar, bir zamanlar orada yaşayan insanlar hakkında da çok şey söyler. Geniş bir alana yayılan Muğla ili de böyle bir yerdir. Buram buram tarih kokan kent merkezinde dolaşmak, Ege’nin bu kısmıyla ilgilenen herkesin gezi listesinde olmalı.

Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi popüler tatil ilçeleri her yıl yerli yabancı turistlerin akınına uğrarken, kaç kişi Muğla şehir merkezine uğruyor? Burası, bölgeye gelen ziyaretçiler için gizemini koruyan bir nokta olmayı sürdürüyor.

Aslında Muğla, binlerce öğrenciye sahip bir üniversitesi olan son derece canlı ve ilgi çekici bir şehir. Ayrıca, tarihi yapıları ve kültürel zenginlikleriyle dikkate değer bir geçmişi de var. Tüm bunların bileşimi, Anadolu’nun kimliğini ve özgünlüğünü koruyan, dinamik ve modern atmosferli, kendine özgü bir kent meydana getiriyor.

Muğla şehir merkezi

Mobolla’dan Muğla’ya

Şehre dair en eski kalıntılar, M.Ö. 6. yüzyıl civarında kurulmuş, Karya medeniyetine ait bir ticaret yerleşkesi olan “Mobolla” kentinden kalma. Kentin günümüze kadar ulaşan az sayıdaki kalıntısı, şehre tepeden bakan Asar Dağı’nın eteklerinde bulunuyor. Yüzyıllar boyunca, şehrin ismi önce Mogla’ya, sonra Mogola’ya ve en sonunda da Muğla’ya dönüşmüş.

Günümüz Muğla’sı, güneybatı Anadolu’da tarihi anlamda önemi olan Menteşe mevkisinde bulunuyor. Menteşe, Oğuz Türkleri tarafından 13. yüzyılın ikinci yarısında kurulan Anadolu beyliklerinden biriydi.

Muğla, Osmanlı yönetimine geçmesinin ardından 15. yüzyılda Menteşe Sancağı’nın il merkezi olunca hem Müslüman hem Hristiyan nüfusun yoğunlaştığı bir kent hâline geldi. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan ile Türkiye arasında karşılıklı nüfus değişimi yapıldığı sırada, bölge yoğun bir göç hareketliliği yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında da geniş bir alana yayılan Muğla iline dönüştü.

Arasta

Muğla, Anadolu’nun yaylacılıkla uğraşan ve hayvanlarını mevsim boyunca otlaklarda gezdiren Yörük halkı açısından önemli bir bölgedir. Günümüzde çoğu yerleşik geçmiş olsa da Yörük halkının gelenekleri Muğla’da hâlâ etkisini hissettirir.

Batı Anadolu’nun halk kahramanları olarak görülen ve Türk bağımsızlık savaşında Atatürk’le birlikte milli mücadeleye katılan Zeybek veya Efeler de Muğla’nın kültürüne ayrı bir zenginlik katar.

Efeler, yatağan adı verilen kavisli kılıç, işlemeli başlıkla tamamlanan geleneksel kostümleri ve ağır hareketlerle oynanan, etkileyici halk dansıyla da meşhurdur.

Engebeli dağları ve deniz seviyesinden 670 metre yüksekte bulunan yaylalarıyla, Muğla toprakları yeşil ve verimlidir. Yaz aylarında bile bunaltmayan iklimi, taze ve temiz bir hava sunar. Türkiye’nin diğer kent merkezleri ile karşılaştırıldığında küçük görünmesi sizi yanıltmasın; ağaçların gölgeleri altında rahatça yürüyerek keşfe çıkabileceğiniz sokaklarda, serinletici içkiler veya bir bardak çay eşliğinde dinlenebileceğiniz bolca yer bulunuyor.

Zahire pazarı

Muğla şehir turu

Cumhuriyet Meydanı: Tam kalbinde Atatürk heykeli bulunan bu heybetli meydanı, Valilik ofisi dâhil olmak üzere, Cumhuriyet’in ilk günlerinden kalma etkileyici binalar çevreler.

Melsa: Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen bu etnik ürünler dükkanında, bölge halkı tarafından dokunan pamuklu kumaş türü olan dastardan yapılmış giysi ve diğer ürünler satılıyor.

Yağcılar Han: 18. yüzyıldan kalma ve restore edilmiş han, tarihi dokusu ve ahşap korkulukların üzerine serilmiş renkli kilimleriyle çay içmenin keyfini çıkarabileceğiniz keyifli bir atmosfer sunar.

Yağcılar Han

Zahire Pazarı: Özenle restore edilmiş tarihi binalarla çevrili bu özel pazar yeri, günümüzde sanatçılar ve zanaatkârlar tarafından kullanılıyor. Merkezinde ise bir çay bahçesi bulunuyor.

Ulu Cami: Şehrin en büyük camisi olan Ulu Cami, 1344 yılında İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Büyük bir bölümü19. yüzyılda yeniden inşa edilmiş olsa da minaresi ilk hâlini korumaktadır.

Arasta: Küçük dükkan ve atölyeleriyle bu açık hava çarşısı, sarmaşıklara bürünmüş, karakteristik yapılarla dolu. Dar sokalarında dolaşırken kendinizi zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksiniz.

Kurşunlu Cami: 1493 yılında Menteşe beylerinden Esseyyid Şucâeddîn tarafından medrese olarak inşa edilen cami, son derece zarif bir mimariye sahiptir. Adını kurşun kaplı kubbesinden alan camide bulunan gemi ve bitki bezemeleri, bu tarihi ve kutsal yapıyı sanatsal açıdan da Muğla’nın en gurur verici yerlerinden biri hâline getirir.

Menteşe Belediyesi Kültür Evi: Kapalı balkonu, cumbalı pencereleriyle Türk ve Yunan tarzı mimari unsurları birleştiren evin, orijinaline uygun biçimde dekore edilmiş odalarında Muğla’nın tarihini sergileyen bir müze ve küçük bir kafe bulunuyor. Dönemin diğer evleri gibi, hayat adı verilen büyük bir salonu bulunan yapının odaları da oyma işiyle bezenmiş ahşap tavanlara sahip.

Saatli kule: 1895 yılında, Muğla’nın ilk belediye başkanı Hacı Kadızade Süleyman Efendi ve eşi Pembe Ana tarafından, dönemin ünlü zanaatkârlarından Rum üstat Filivarus’a yaptırılan bu ilginç kule, Arasta’nın önemli yapılarındandır.   

Saatli Kule

Şeyh Cami: Bu cami 1565 yılında Şeyh Bedrettin tarafından yaptırılmıştır. Birkaç kez restorasyon gören ve minaresi 19. yüzyılın başlarında eklenen caminin içi, bölgedeki diğer camiler gibi son derece özenli şekilde dekore edilmiştir.

Muğla Yörük Obaları Derneği: Yörük müzesi ve çay bahçesi içeren bu eski Rum evinde, bazen geleneksel şapkaları ile sarı renkli atkılarını takmış Yörük erkekleri görülebilir.

İskender Alper Kültür Merkezi: Daha önce Konakaltı Hanı olarak adlandırılan kültür merkezi, Asar Tepesi’nin çarpıcı manzarasına karşı konumlanmıştır. Menteşe Belediyesi bu yenilenmiş hanı sergiler, toplantılar ve kültürel etkinlikler için kullanıyor.

Muğla Müzesi: Muğla’nın yerel yönetim binaları ile aynı meydanda bulunan müzenin etnografik bölümü, bölgenin birçok geçmiş uygarlığından kesitler sunar. Doğal tarih bölümünde ise, Özlüce Köyü’ndeki arkeolojik kazılarda bulunan, 9 milyon yıl öncesine ait fosiller yer alır.

Melsa

Saburhane: Kültürel koruma altına alınmış bu yerleşim alanının sessiz, dar sokaklarında çıkacağınız bir gezinti, kasabanın eski günlerini hayal etmeniz için harika bir fırsat sunar. Beyaz badanalı duvarların çevrelediği, iki katlı evlerin çift kanatlı sokak kapıları özel avlulara açılır. Ayrıca, evlerin kırmızı kiremit döşeli çatılarında, rüzgârı saptırmak için, yine kiremit kaplı, benzersiz “Muğla” bacaları bulunur.

Asar Tepesi: Enerjisine güvenen ziyaretçiler, kent ve çevresindeki ovadan muhteşem manzaralar sunan ve bölge halkı tarafından Masa Dağı olarak da bilinen Asar Tepesi’ne mutlaka tırmanmalı.

Bölgenin neredeyse tamamını kapsayan otobüs seferleri ve mükemmel yol ağı sayesinde, Muğla’da ulaşım son derece kolay. Şehre özel aracınızla geldiyseniz, yürüyerek kolayca gezebileceğiniz kent merkezini turlamak için aracınızı civardaki otoparklardan birine bırakıp bir taksiye binebilir veya yürüyebilirsiniz. Muğla şehir merkezini ziyaret etme şansınız olursa, bu fırsatı sakın kaçırmayın; pişman olmayacaksınız.

Read also:  Bodrum'un en lezzetli hamburgerleri